Hiç kadının öldü mü senin,
Kucağında,
Sımsıkı sarılarak...
Son bakışlarını izledin mi,
Hayata... Sana...
İzledin mi onu öylece,
Saatlerce.
Acıdı mı hiç bu kadar,
Kendi vücudundaki kesikler,
Sana verdiği kadar Onunkilerin.
Hiç bekledin mi,
Teni soğuyana dek...
Farkettin mi o zaman,
Ne olduğunu, içini ısıtanın.
Anladın mı,
Yaz denenin,
En kara kış olduğunu?
Hissetin mi verdiği son nefesi?
Hiç öptün mü onu o an.
Son bir defa.
Mutlu kılmak için,
Son saniyelerini.
Bu kadar arzu dolu muydu,
Hiç bir öpücük?
Hatırlıyor musun?
Hiç bu kadar sustuğunu,
O kapanmaz çenesinin...
Göremedin değil mi Azraili,
Alırken onun canını.
Seni aldatırken onunla,
Tam da gözlerinin önünde...
Hiç acı vermiş miydi daha önce,
Onu düşünmek...
İnanır mıydın,
Yaşadığın en mutlu anların,
En acı anıların olacağına?
Hiç aldılar mı onu ellerinden,
Üstüne toprak atmak için...
Her gün bir parça ekmek,
Bir şişe su bıraktın mı?
Mezarına...
Ne yer ne içer diye?
Soğuk kış günlerinde,
Sımsıcak yuvanda iken sen,
Isıtır mı sandın üstündeki karlar?
Herkesten sakınırken onu...







Devious Comments
cok yeteneklisisniz efenim
--
i had some dreams, they were clouds in my coffee...
Ölümü bi yana bırak, kadınımın kollarımda ölmesi feci bişi olurdu.
--
Kaplumbağaya dikkat et! Ancak kafasını çıkarip risk aldığında ilerleyebilir.
James Bryant Conant
--
Kaplumbağaya dikkat et! Ancak kafasını çıkarip risk aldığında ilerleyebilir.
James Bryant Conant
--
i had some dreams, they were clouds in my coffee...
Dikkate alıcam söylediklerini...
--
Kaplumbağaya dikkat et! Ancak kafasını çıkarip risk aldığında ilerleyebilir.
James Bryant Conant
--
i had some dreams, they were clouds in my coffee...
--
Kaplumbağaya dikkat et! Ancak kafasını çıkarip risk aldığında ilerleyebilir.
James Bryant Conant
Previous PageNext Page